Herkes siyaset yaparsa kimse işini yapmaz


Siyaset sadece siyasilerin işi mi? Birkaç istisna haricinde bu sorunun cevabı “Evet”tir. Oy kullanmak, siyası partiye gönül vermek siyaset yapmak değil, vatandaşlık görevidir. Siyaseti, siyasiler yapar. Bunun yanında ölçekli olarak gazeteciler yapmak durumundadır.

İşte Türkiye’deki en köklü sorunlardan birisi de siyaseti herkesin yapmasından kaynaklanıyor. Hatta en köklü sorun siyaseti herkesin yapmasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinden bu yana, yaşlısı genci demeden neredeyse herkes aktif bir siyasetçi rolü oynuyor ve işini yapmakta da geç kalıyor, hatta bu yüzden işini aksatıyor.

Bir doktor, bir mühendis, bir esnaf, bir akademisyen ve ya işletmeci…

Ülkemizde hepsi hemen hemen her meslek grubu siyasetin içinde. Müşterisine, öğrencisine, personeline, yakınlarına, kendisiyle iletişimde olan herkese siyasi görüşüne göre yakınlık gösteriyor. Kendi siyasi görüşündeyse samimi olunuyor, değilse çatışmalar bitmiyor.

Bir işe personel bile alınacağında neredeyse siyasi görüşüne bakılıyor. Hele ki çalışırken siyasi görüş zıtlığı ortaya çıkarsa vah haline o işletmenin.

Bu her yerde hemen hemen böyle. Herkes de bunun böyle olduğunu bilir.

Peki bu durum en çok kime zarar veriyor.

Aslında şahıslardan çok toplum etkileniyor. Toplumla birlikte ülke büyük bir felakete sürükleniyor. Kimse işini yapmıyor, siyasi argümanlara göre hareket ve davranışlar otokrasiyi getiriyor, karşı görüşler anarşiyi doğuruyor ve sonucunda işler istenilen seviyede olmuyor.

Sistem bir süre sonra da yürümüyor. Emir komuta zinciri aksıyor, süre uzuyor, iş zorlaşıyor, psikolojik çöküntüler artıyor ve iflas geliyor.

Demokratik toplum demek aslında siyaseti herkesin bildiği bir toplum demek değildir. Demokratik toplum demek, o ülkenin anayasal düzenine herkesin uyması ve herkesin birbirinin haklarını gözetmesinden geliyor.

Yaptığımız en büyük hata kendimizi demokratik zannedip aslında hiçbir kuralını uygulamadığımızdan doğuyor.

Herkes işini layıkıyla yaptığında aynı zamanda liyakatte olunca sistem kendiliğinde oturuveriyor. Çok kolay olanı kendi elimizle zora sürüklüyoruz.

Siyasi düşünce herkesin kendi kafasındaki yaşam şeklidir. Bunu kimse zorla veya baskıyla değiştiremez. Bunu değiştiremeyeceğimiz gibi işlerin de aksamasına sebep olamayız.

Yazının uzamaması için kısa kesmek zorunda kalıyor. Aslında demek istediklerim çok çok net.

Herkes işini en doğru ve dürüst şekilde yaptığında tüm ülke olarak hepimiz kafalarımızı yastığa rahat koyarız. Ama işleri kendimiz zorlaştırdığımızda kimse yastığa kafasını rahat koyamıyor.

Bu durum ne zaman değişir? Bilinçli, saygılı, eğitimli, hoşgörülü ve gerçek bir partizan değil vatansever olduğumuz zaman bu durum değişir.



Source link

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*